Mustafa Edib Yılmaz - İran'da şaka, Venezuela'da kaos
Dünyanın tespit edilmiş en zengin petrol rezervlerine sahip ülkesi Venezuela'nın başı bugünlerde fena halde dertte.
Petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş değil yalnız sorun. Hazine gelirlerini eriten bu küresel gelişme karşısında çözüm üretmekten aciz, böyle olunca da halkına yalnız içi boş ‘milli mücadele' söylemleri sunan, gerçeklerden kopuk bir iktidar da sorun.
2014 ortasından bu yana petrolün varil fiyatı 100 doların üzerinden 30 doların altına kadar geriledi. Elbette bundan tüm enerji ihracatçısı ülkeler menfi etkilendi. Rusya, S.Arabistan, Katar ve Venezuela bu gidişatı bir nebze durdurabilmek için 16 Şubat'ta aldıkları ortak kararla petrol üretimlerini ocak ayı seviyesinde dondurmakta anlaştı. Tek şartları diğer üreticilerin de böyle yapmasıydı. Olmadı. İmzaladığı nükleer anlaşma ile uluslararası yaptırımlardan kurtulan İran, aksine üretimi artıracağını açıkladı. Hatta İran Petrol Bakanı Zengene, ülkesi yaptırımlar altındayken petrol üretimlerini artırarak dünya pazarında İran'ın boşluğunu dolduran diğer ülkelerin şimdi kendilerinden üretimi dondurmalarını beklemesini “çok komik bir şaka” olarak niteledi. Sonuçta İran'ın vanaları daha da açmasıyla fiyatlardaki toparlanma ihtimali iyiden iyiye azaldı.
Bu ise Venezuela için çok kötü haber. IMF'ye göre ekonomisi 2015'te yüzde 10 daralan, bu yıl da ilave bir yüzde 6 daha daralması beklenen Latin Amerika ülkesi için ‘topyekün iktisadî; ve siyasî; çöküş' tahminleri havada uçuşuyor. Şu an yüzde 200'lerin üstünde olan enflasyonun 2016 sonunda yüzde 700'leri geçmesi bekleniyor. Yerel para birimi bolivar, 2 yılda resmen pul olmuş. Bir ABD Doları iki yılda 60 bolivardan neredeyse 1000 bolivara fırlamış. Raflar boş. İğneden ipliğe her şeyde kıtlık var. İnsanlar her gün süpermarketler önünde saatlerce kuyrukta... Pek çok gözlemciye göre bu şartlarda geniş bir halk isyanı da kapıda. Hugo Chavez'in varisi konumundaki Başkan Maduro için kaçınılmaz son hızla yaklaşıyor.
Oysa 30 milyonluk orta büyüklükte bir ülkenin kalkınması için dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olması yeter de artardı. Fiyatlar zaten son 1,5 yıl zarfında hızlı bir düşüş gösterdi. Öncesinde yıllar boyunca elde edilen şişkin gelirlerle ülkede kalıcı ekonomik iyileşmeyi ve refah artışını temin edecek yatırımlar kolaylıkla yapılabilir, fiyat şokunun yaşandığı şu günlerdeki zorluklara karşı daha dayanıklı kılınabilirdi ülke ekonomisi.
1999'dan bu yana devam eden Chavez ve sonrasında Maduro iktidarlarında ise ülkedeki tüm devlet kurumlarının seçimlerde elde edilen ‘meşruiyet' kullanılarak icra organının güdümüne alındığına şahit olduk. Mahkemelerden okullara, basından merkez bankasına ve özel şirketlere kadar herkes iktidarın baskısını yaşadı ve zamanla kontrolüne girdi bu yıllarda. Muhalif isimler hayli tartışmalı suçlamalar ve aleyhte kampanyalarla ya görevlerinden edildi ya da daha kötüsü hapsedildi bu süreçte. Güç tek bir fikirden bir hizbin elinde toplanırken halk da fiyatları sübvansiyonlarla kontrol altında tutulan temel ihtiyaç maddelerinin ucuzluğu ve sosyal yardımlar ile uyutuldu. Ülkenin nispeten bağımsız kabul edilen tek gazetesinin yazıp çizdikleri de yetmedi onları uyandırmaya.
Mesela mevcut Ekonomi Bakanı Luis Salas'a göre enflasyon diye bir şey yoktur. Artışlar sadece kârlarını artırmaya çalışan açgözlü işletmelerin kabahatidir. Şimdilerde durmadan yaptıkları gibi para basmak da enflasyon falan oluşturmaz asla. ‘Bas parayı öde borcunu'dur temel reçete. Buna rağmen ülkesinin yaşadığı zorluklar da tamamıyla dış güçlerin açtığı “ekonomik savaş” nedeniyledir. Halkın 17 yıl aradan sonra Parlamento'da çoğunluğa taşıdığı muhalefet merkez bankası başkanını değiştirip bu saçmalığa son vermek ister ama Maduro'yu bulur karşısında. Para lazımdır, daha fazla basılacaktır o halde!
Hasılı, tam bir ‘sandık demokrasisi' örneğidir Venezuela. Kifayetsiz kadroların iktidarda kaldığı, atamalarda liyakatin değil yalnızca rejime sadakatin arandığı, tüm muhaliflerin ‘hain' yaftası yediği bir gariplikler diyarıdır. Büyüyen ekonomik zorluklar altında hepten kabaran düşman ihtiyacı nedeniyle daha da ilerlemiştir bugün ‘hastalıkları'. Fokur fokur kaynamaktadır...