Eyüp Sultan Kabristanı yeni mezarlar uğruna tahrip ediliyor
Bir açık hava müzesini andıran Eyüpsultan Mezarlığı'ndaki Osmanlı mezar taşları sessizce yok oluyor. Tarihî; mezar taşları, yeni kabir açmak isteyenlerce yerlerinden sökülüp atılıyor. Kıymetini bilenler ise bunları yurtdışına kaçırıyor.
İstanbul'un tarihî; kabristanlarından Eyüpsultan Mezarlığı, son yıllarda büyük bir talanın hedefi olmuş durumda. Osmanlı'dan bu yana toplumun en seçkin sadrazam, şeyhülislam, vezir, kumandan, hanım sultan, saray eşrafı, din alimi, mutasavvıf ve sanatkarlarının defnedildiği yerde yeni mezar yerleri açmak suretiyle üstü kapalı bir tahribat yapılıyor. 1928 senesindeki harf inkılabına dek taş ustalarının elinde şekillenen yüzlerce sanatlı taş, şimdi kaideleri sökülmüş, serpuşları kırılmış bir vaziyette çöpler içinde bekliyor.
Nefis Osmanlıca hatlarla, türlü desenlerle tezyin edilmiş taşlar, tarif edilmez bir hoyratlıkla kırılıp atılmış, kırılan parçalar istinat duvarına malzeme yapılmış.
Yeni kabirlerde ise asırların imbiğinden süzülmüş geleneğin esamisi okunmuyor. Kaba ve aceleye getirilmiş bir işçilikle yapılan mezarlar bir nevi açık hava müzesi olan Eyüp Kabristanı'nın kimliğini yavaş yavaş değiştiriyor. Mezarlıktaki tahribat, yalnız taşlara değil daha acısı burada yatanlara da dokunmuş. Zira dağıtılan mezarlar arasında insan kemiklerine ve kafataslarına rastladık. Bir çalı öbeğiyle üstünkörü örtülmüş iskelet parçaları tüyler ürpertici bir görüntü veriyordu.
Tarihî; taşlar yurtdışına kaçırılıyor
Türkiye sınırları içinde en çok tahribata uğrayan, yağmalanan ve hırsızların cirit attığı yerlerin başında tarihî; mezarlıklar geliyor. Mezar soyguncuları bir yana, tarihî; taşları içinde altın sikkeleri olduğuna inanıp kıranların, süslü mezar taşlarını çalanların sayısı oldukça yüksek. Sınırlarımız ötesinde yer alan ülkelerde UNESCO listesinde yer alacak böyle yerler, mutlaka kameralarla gözetim altında tutuluyor. Birkaç sene önce Londra'da bir müzayede evi, internet üzerinde iki Osmanlı mezartaşını açık artırmaya çıkarmış, olay Türk basınına intikal edince, Kültür Bakanlığı satışa son dakikada müdahale etmişti. İngiltere'den getirilen taşların daha sonra Karacaahmet Mezarlığı'ndan çalınarak yurtdışına çıkarıldığı anlaşıldı. Son olarak, yaptığımız çalışmadan haberdar ettiğimiz ve bilgi talebinde bulunduğumuz Mezarlıklar Müdürlüğü bu haber için gazetemize cevap vermedi.
Yurtdışında 10 binden fazla tarihî; eserimiz var
Araştırmacı-yazar Yaşar Yılmaz, yurtdışına kaçırılan eserleri anlattığı “Anadolu'nun Gözyaşları” kitabında hırsızlığın ne zaman başladığını ve hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor. Yılmaz, Kültür Bakanlığı'nın bile kapsamlı bir envanter çalışması olmadığını öğrenince araştırmalarına başlamış. Önce hangi ülkelerde, araştırılmaya değecek kaç müzenin olduğunu belirlemiş. Avrupa ve Amerika dahil 60 civarındaki müzede üç yıl kadar çalışıp yaklaşık 84 bin eser fotoğrafı çekmiş. Yaşar, envanter numaralarını tek tek belirleyerek bir künye sırasına soktuğu eserlerin, “Özel koleksiyon ve depolardakilerle beraber 100 binden fazla olduğunu sanıyorum.” diyor. Yukarıdaki taşlar da bugün British Museum'da sergileniyor.
Eyüp Mezarlığı'nda başka yerden getirilen taşlar da var
Nidayi Sevim (Araştırmacı-yazar): “Çok uzun yılların ihmali var orada. 1950'li yıllarda Vatan Caddesi ve Okmeydanı açılırken, bir de Bedrettin Dalan zamanındaki çalışmalarda kaldırılan tarihî; mezarlıklara ait mezar taşları da Eyüp'e taşındı. Yani hepsi Eyüp Mezarlığı'na ait olmayan birçok mezar taşı var orada. Eyüp Mezarlığı'nın halihazırdaki kötü durumu 40-50 senelik bir mevzu ve hâlâ halledilemedi. Mezarlıkta yeni mezar yerleri açabilmek için eski mezar taşları ve kaideleri yerinden sökülmüş, çıkarılıp atılmış. Çok bakımsız, ibretlik fotoğraflar var şu an Eyüp Mezarlığı'nda. Yurtdışında mezarlıklar, yeşil alan olarak düzenlenip koruma altına alınıyor. Bizde maalesef böyle bir anlayış yok. Buraları yeni yeni koruma çalışmaları yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Kültürel Mirası Koruma Müdürlüğü kuruldu. Başta Eyüp Mezarlığı olmak üzere Edirnekapı gibi tarihî; mezarlıkların rehabilite edilebilmesi için Hüsrev Subaşı, Süleyman Berk gibi alanında uzman isimlerin öncülüğünde bir çalışma başlatılacak. Umarım bu çalışmalar başarılı olur çünkü söyleyecek bir şey yok. Şeyhülislamların, devlet adamı, şair, yazar birçok büyük ismin bulunduğu mezarlığın kötü durumu herkesin gözünün önünde, ortada.”
Mezarınızı çekin yol geçecek!
Merkezefendi Mezarlığı'nda vaktiyle yapılan bir düzenleme de kabirlerin ne kadar sahipsiz olduğunu ortaya koyuyor. 1958 senesinde Edirnekapı-Kazlıçeşme arasında yapılacak yol çalışmaları buradan geçecektir. Devlet idarecileri eliyle gazeteye ilan verilir. Belirli bir vakte kadar ‘buradaki cenazenizi başka bir yere taşıyın' denir. Ailelerden bu ilana tesadüf edenler ecdadının kemiklerini kurtarır. Ya unutulanlar? Unutulanların kemikleri ise işte bu taşın altına istiflenmiş vaziyette. Ne isimleri kayıt altına alınmış, ne de ‘Ruhuna Fatiha' diyen bir ibare konulmuş.
Bazı vatandaşlar yeni mezarı yaptıktan sonra, eski sahibine bu yolla saygı göstermek istemiş. Yeni kabrin üzerinde eski sahibinin mezar taşı konulmuş.
Tarihî; Osmanlı Kabristanı'nda bulunan eski taşlar, yenileri için harap ediliyor. Aralarında 500 yıllık taşların da bulunduğu mezarlık bu yüzden taş tarlasına dönerken, ecdâdın bize bıraktığı sanatlı şahideler yerine estetikten yoksun yeni kabirler yapılıyor.
Bazı kabirler öyle dağıtılmış ki burada yatan merhumların kemikleri ortaya saçılmış. Bozulmuş mezarların yakınında bir kafatası görülüyor.