BİRLEŞİK KRALLIK VE TÜRKİYE’DE ENGELLİ POLİTİKALARININ KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
Giriş: Engellilik Paradigmasında Küresel Dönüşüm ve Sosyal
Engellilik, 21. yüzyılın sosyo-politik ajandasında tıbbi bir patolojiden ziyade, bir insan hakları ve toplumsal yapı meselesi olarak yeniden tanımlanmaktadır. Bu dönüşümün merkezinde, engelliliği bireyin biyolojik “eksiklikleri” yerine, toplumun bu bireylere sunduğu çevresel, tutumsal ve kurumsal bariyerlerin bir sonucu olarak gören “sosyal model” yer almaktadır. Birleşik Krallık, bu modelin teorik ve aktivist temellerinin atıldığı bir merkez olma özelliği taşırken, Türkiye de, özellikle son 20 yılda gerçekleştirdiği yasal reformlarla bu küresel haklar rejimine eklemlenme çabası içerisindedir.
Birleşik Krallık’taki gelişim, 1970’lerde Sakatların Bölünmeye Karşı Birliği (UPIAS) gibi taban hareketlerinin “Kişisel Trajedi” modeline karşı başlattığı entelektüel isyanla şekillenmiştir. Bu süreç, engelli bireyin “iyileştirilmesi gereken bir hasta” değil, “engelleri kaldırılması gereken bir vatandaş” olduğu bilincini pekiştirmiştir. Türkiye’de ise, süreç, devletin himayeci ve hayırseverlik odaklı yaklaşımından, 2005 tarihli 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve 2007’de imzalanan Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme (UNCRPD) ile hak temelli bir zemine kaymıştır.
1. Birleşik Krallık’ta Refah Reformları ve Sosyal Güvenlik Ağının Dönüşümü
Birleşik Krallık’ta engelli politikalarının modern seyri, 2008 küresel finans krizinin ardından uygulanan kemer sıkma politikaları (austerity) tarafından domine edilmiştir. Bu dönem, sosyal güvenlik harcamalarında yapılan devasa kesintilerle karakterize edilmekte ve akademik literatürde “sosyal güvenlik ağının parçalanması” olarak nitelendirilmektedir. Özellikle zihinsel sağlık sorunları olan ve kronik rahatsızlıkları bulunan bireyler, bu reformlardan en derin şekilde etkilenen gruplar olmuştur.
1.1. Refah Reformlarının Sosyo-Ekonomik Etkileri ve UNCRPD İhlalleri
2010 yılından bu yana Birleşik Krallık hükümetleri tarafından yürütülen reformlar, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi tarafından “vahim ve sistematik” hak ihlalleri olarak tanımlanmıştır. Komite, Birleşik Krallık’ın engelli bireylerin bağımsız yaşam, istihdam ve yeterli yaşam standardı haklarını korumada başarısız olduğunu ve köklü eşitsizliklerin nedenlerini ortadan kaldıramadığını raporlamıştır. 2016 yılında yapılan özel soruşturmanın ardından 2024 yılında yayımlanan takip raporu, durumun daha da kötüleştiğini ve sosyal koruma haklarında aktif bir gerileme yaşandığını ortaya koymaktadır.
Özellikle İş Kapasitesi Değerlendirmesi (Work Capability Assessment – WCA) gibi mekanizmaların, engelli bireyleri istihdama zorlamak adına “insanlık dışı ve aşağılayıcı” bir nitelik kazandığı savunulmaktadır. Yapılan araştırmalar, bu değerlendirme süreçlerindeki zorluklar ile engelli bireyler arasındaki intihar oranları arasında trajik bir korelasyon olduğunu göstermektedir; veriler, üç yıllık bir zaman diliminde yaklaşık 600 ek intihar vakasının bu süreçlerle ilişkilendirilebileceğini iddia etmektedir.
1.2. Sosyal Yardımlarda Dijital Dönüşüm ve Kesinti Planları
Birleşik Krallık hükümetinin 2030 yılına kadar engellilikle ilgili sosyal güvenlik harcamalarından £4.5 milyar tutarında kesinti yapmayı hedefleyen taslak mevzuatı, ciddi hak ihlali risklerini barındırmaktadır. Bu planlar, Evrensel Kredi (Universal Credit) sistemi içindeki sağlık ödemelerinin dondurulmasını ve Kişisel Bağımsızlık Ödemesi (PIP) kriterlerinin daha da sıkılaştırılmasını öngörmektedir. Bu durumun, halihazırda yoksulluk sınırında yaşayan 200,000 kişiyi (bunların 50,000’i çocuktur) daha derin bir sefalete sürükleyeceği tahmin edilmektedir.
| Politika Alanı | Mevcut Durum (Birleşik Krallık) | Öngörülen Riskler / Gelecek Outlook |
| Sosyal Güvenlik | Evrensel Kredi ve PIP üzerinden yapılandırılmış sistem | 2030’a kadar £4.5 milyar kesinti ve 800,000 kişinin yardım dışı kalması |
| Hakların Korunması | UNCRPD tarafından “sistematik ihlal” tespiti | Sosyal koruma haklarında sürekli gerileme ve yoksulluk artışı |
| Ruh Sağlığı | Kemer sıkma politikalarıyla zayıflayan destek ağları | Artan sosyal dışlanma ve intihar riskleri |
2. Türkiye’de Engelli Haklarının Tarihsel Gelişimi: Resmî Kayıtlar ve Devlet Arşivleri Perspektifi
Türkiye’de engelli politikalarının gelişimi, Osmanlı’nın son döneminden modern Cumhuriyet’e uzanan kurumsal bir evrime sahiptir. Devlet arşivleri ve resmî kayıtlar incelendiğinde, bu sürecin başlangıçta eğitim ve himaye odaklı olduğu, zamanla yasal bir haklar zeminine oturduğu görülmektedir.
2.1. Erken Cumhuriyet ve Kurumsallaşma Dönemi
Türkiye’de engellilere yönelik ilk sistemli adım, 1889 yılında Eğitim Bakanı Mehmet Tahir Münif Paşa döneminde atılan “Sağır ve Dilsiz Mektebi“nin açılışıdır. Bu kurum, daha sonra görme engellileri de bünyesine katarak “Sağır, Dilsiz ve Körler Mektebi” adını almıştır. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, engellilik meselesi sosyal yardım ve sağlık hizmetleri kapsamında değerlendirilmeye başlanmıştır. 1921 tarihli ve 151 sayılı “Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun“, iş kazası sonucu sakat kalan işçilere tazminat ve yardım öngören ilk modern düzenlemelerden biridir.
2.2. Yasal Dönüm Noktaları ve Kota Sistemi
1950’li yıllarda engelli bireylerin kendi haklarını savunmak üzere örgütlenmeye başlaması (örneğin Altı Nokta Körler Derneği – 1950), sivil toplumun politikalar üzerindeki etkisini arttırmıştır. Resmî kayıtlara göre, istihdamda engelli kotası uygulaması ilk kez 1967 (Deniz İş Kanunu) ve 1971 (İş Kanunu No. 1475) yıllarında hayata geçirilmiştir. 1976 yılında yürürlüğe giren 2022 sayılı Kanun ise, muhtaç ve engelli vatandaşlara aylık bağlanmasını yasal bir statüye kavuşturarak sosyal devlet ilkesini güçlendirmiştir.
| Yıl | Gelişme / Kanun | Amacı / İçeriği |
| 1889 | Dilsizler Mektebi | Engelliler için ilk resmî eğitim kurumu. |
| 1950 | Milli Eğitim Bakanlığı Devri | Engelli okullarının Sağlık Bakanlığı’ndan MEB’e devri. |
| 1976 | 2022 Sayılı Kanun | Engellilere yönelik ilk düzenli sosyal yardım maaşı. |
| 2005 | 5378 Sayılı Kanun | Engelliler için ilk kapsamlı “çerçeve kanun”. |
| 2007 | Evde Bakım Yardımı | Ağır engellilere bakan aile üyelerine nakit desteği. |
2.3. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) Politikaları ve 2030 Vizyonu
Günümüzde Türkiye’nin engelli politikaları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) tarafından yürütülen stratejik belgelerle yönlendirilmektedir. Bakanlık, engellilik meselesini sadece bir yardım konusu değil, toplumun tüm katmanlarına yayılmış bir erişilebilirlik ve katılım meselesi olarak kurgulamaktadır.
2.3.1. 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi ve Stratejik Eylemler
ASHB tarafından hazırlanan “2030 Engelsiz Vizyon Belgesi“, Türkiye’nin engellilik alanındaki gelecek on yılını şekillendiren temel dokümandır. Bu belge, Incheon Stratejisi gibi uluslararası normlarla uyumlu olarak kapsayıcı hizmet modelleri sunmayı amaçlamaktadır. Vizyon belgesinin odak noktaları arasında “Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Programı” ve “Sivil Toplum Vizyon Belgesi” yer almaktadır; bu programlar, engelliliğin erken teşhisinden sosyal hayata tam entegrasyonuna kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bununla birlikte, resmî istatistik bültenleri, engellilere yönelik evde bakım yardımı ve engelli maaşı gibi transferlerin bütçe içindeki payının artttığını göstermektedir. Ancak bu artışın, engelli bireylerin bağımsız yaşamını mı desteklediği yoksa onları aile içi bakıma mı hapsettiği konusu akademik bir tartışma alanıdır.
3. Kraliyet Vakıfları ve Birleşik Krallık’ta Sosyal İyileştirme Girişimleri
Birleşik Krallık’ta engellilik ve sosyal iyileştirme politikaları, devletin resmi mekanizmalarının yanı sıra Kraliyet Vakıfları’nın (The Royal Foundation) stratejik müdahaleleriyle de şekillenmektedir. Galler Prensi ve Prensesi’nin liderliğindeki vakıf, bilimsel araştırmalara dayalı, ölçeklenebilir ve ölçülebilir etki yaratmayı hedefleyen programlar yürütmektedir.
3.1. Ruh Sağlığı ve “Heads Together” Kampanyası
Vakfın en etkili girişimlerinden biri olan “Heads Together“, ruh sağlığı üzerindeki toplumsal damgalamayı (stigma) kırmayı ve açık bir diyalog zemini oluşturmayı amaçlamaktadır. Ruh sağlığı sorunlarının, evsizlikten işsizliğe kadar pek çok sosyal sorunun temelinde yattığı gerçeğinden hareketle, vakıf “Mental Health at Work” ve “Mentally Healthy Schools” gibi alt programlarla çalışma hayatı ve eğitim sistemine müdahale etmektedir. Bu programlar, dijital teknolojileri kullanarak destek hizmetlerine erişimi kolaylaştırmakta ve işverenlere kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaları için araçlar sunmaktadır.
3.2. Erken Çocukluk ve “Shaping Us” Çerçevesi
Galler Prensesi tarafından başlatılan “Shaping Us” kampanyası ve buna bağlı olarak yayımlanan “Shaping Us Framework“, sosyal ve duygusal gelişimin yaşam boyu fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Oxford Üniversitesi’nden uzmanların da katkı sunduğu bu framework, otuz temel sosyal ve duygusal beceriyi altı ana kümede (kendini tanıma, duyguları yönetme, düşüncelere odaklanma, iletişim, ilişkileri besleme ve dünyayı keşfetme) toplamaktadır.
Oxford Üniversitesi’nden Profesör Jane Barlow liderliğinde yürütülen ve Kraliyet Vakfı tarafından finanse edilen “ADBB (Alarm Distress Baby Scale)” çalışması, bebeklerin sosyal etkileşimlerini (göz teması, yüz ifadesi, ses çıkarma) gözlemleyerek erken dönemde risk altındaki ailelerin tespit edilmesini sağlamaktadır. Bu tür bilimsel temelli müdahaleler, engelliliğin önlenmesi veya etkilerinin hafifletilmesi noktasında “sosyal iyileştirme“nin en somut örneklerini teşkil etmektedir.
| Framework Kümesi | Beceri Örneği | Sosyal İyileştirme Katkısı |
| Duyguları Yönetme | Co-regülasyon (Birlikte düzenleme) | Stres yönetimi ve dayanıklılık artışı. |
| İletişim | Contingent Responsiveness (Duyarlı yanıt) | Güvenli bağlanma ve sosyal uyum. |
| İlişkileri Beslemek | Empati ve Şefkat | Sosyal izolasyonun azaltılması. |
3.3. Chatham House Raporları: Küresel Sağlık, İnsan Hakları ve Politika Analizi
Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Chatham House), engellilik politikalarını küresel sağlık ve insan hakları ekseninde analiz eden prestijli bir düşünce kuruluşudur. Chatham House raporları, özellikle kriz dönemlerinde engelli haklarının korunması ve evrensel sağlık kapsamının (UHC) sürdürülebilirliği üzerine yoğunlaşmaktadır.
3.3.1. Evrensel Sağlık ve Kriz Yönetimi
Chatham House bünyesinde kurulan Evrensel Sağlık Komisyonu, COVID-19 pandemisi ve ekonomik şokların sağlık reformlarını nasıl etkilediğini incelemektedir. Raporlar, evrensel sağlık reformlarının sadece bir sağlık meselesi olmadığını; aynı zamanda ekonomik büyüme, işgücü verimliliği ve sosyal uyum için birer katalizör olduğunu savunmaktadır. Komisyon, kamu sağlık finansmanının GSYH içindeki payının %1 oranında artırılmasının, engelli bireyler gibi dışlanmış grupların hizmetlere erişimindeki finansal bariyerleri kaldıracağını belirtmektedir.
3.3.2. Küresel Yardım Kesintileri ve İnsan Hakları Gündemi
Chatham House’un 2025 yılı analizleri, küresel kalkınma yardımlarında (ODA) yaşanan dramatik kesintilerin engelli hakları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekmektedir. Birleşik Krallık’ın kalkınma yardımlarını GNI’nın %0.3’üne düşürme kararı, özellikle düşük gelirli ülkelerde engellilere yönelik sağlık ve eğitim projelerinin durma noktasına gelmesine neden olmuştur. Bu durum, Birleşik Krallık’ın “yumuşak gücü” ve insan haklarını savunma iddiası ile çelişmektedir.
Ayrıca, Chatham House roundtables (yuvarlak masa toplantıları) kapsamında tartışılan “insan hakları gündeminin yenilenmesi” meselesi, ekonomik eşitsizliklerin hem bir neden hem de bir sonuç olarak insan hakları ihlalleriyle ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. Engelli bireylerin ekonomik dışlanması, bu raporlarda “birinci derece global kriz” olarak tanımlanmakta ve teknolojinin bu eşitsizlikleri derinleştirme riski (dijital uçurum) konusunda uyarılar yapılmaktadır.
4. Oxford ve Cambridge Üniversiteleri Kaynaklı Q1 Seviyesinde Akademik Bulgular
Oxford ve Cambridge üniversiteleri tarafından yayımlanan akademik çalışmalar, Türkiye ve Birleşik Krallık’taki engelli politikalarının derinlemesine eleştirisini sunmaktadır. Bu çalışmalar, yasal metinlerin ötesindeki toplumsal gerçeklikleri ve kurumsal eksiklikleri bilimsel verilerle ortaya koymaktadır.
4.1. Türkiye’de “Çarpık Metalaşma” ve Bakım Rejimi
Cambridge University Press tarafından yayımlanan New Perspectives on Turkey dergisindeki bir makale, Türkiye’deki bakım rejimini “çarpık metalaşma” (distorted commodification of care) kavramıyla analiz etmektedir. Bu çalışma, devletin engelli bakımını profesyonel hizmetler yoluyla sunmak yerine, aile üyelerine (ezici çoğunlukla kadınlara) yapılan “evde bakım yardımı” ödemeleriyle hane içine hapsettiğini savunmaktadır.
Bu modelin sonuçları şunlardır:
- Bakım Verenlerin Prekarlaşması: Çoğunlukla eğitimsiz olan kadın bakıcılar, 24 saat süren ağır bakım yükü altında sosyal hayattan kopmakta ve ruh sağlığı sorunları yaşamaktadır.
- Hizmet Kalitesinde Belirsizlik: Bakımın ev içine hapsolması, profesyonel denetimi ve standart hizmet kalitesini imkansız kılmaktadır.
- İstihdam Engeli: Nakit yardımına dayalı sistem, hem engelli bireyin hem de bakıcısının işgücü piyasasına katılımını teşvik etmemektedir.
4.2. Türkiye’nin UNCRPD ile Uyumu: Bir “Aspirasyonel” Mevzuat Analizi
Oxford Üniversitesi bünyesindeki araştırmacılar tarafından yapılan karşılaştırmalı analizler, Türkiye’nin 5378 sayılı Kanunu’nun UNCRPD ile kağıt üzerinde “oldukça uyumlu” (remarkably congruent) olduğunu, ancak “özdeş” olmadığını göstermektedir. Yapılan içerik analizinde (EquiFrame kullanılarak), Türkiye’nin mevzuatında “hesap verebilirlik“, “kültürel duyarlılık” ve “hizmet koordinasyonu” gibi alanlarda ciddi boşluklar olduğu saptanmıştır. Ayrıca, engelli tanımının tıbbi modelden sosyal modele tam olarak geçememiş olması, hizmetlere erişimde hala bürokratik engeller yaratmaktadır.
4.3. Bilimsel Ölçüm Araçlarının Validasyonu: Ox-PAQ ve ODI
Oxford Katılım ve Aktiviteler Anketi’nin (Ox-PAQ) Türkçe versiyonu üzerine yapılan çalışmalar, bu aracın Türk yaşlı nüfusunda engellilik durumunu izlemek için geçerli ve güvenilir olduğunu kanıtlamıştır. Bu anket, sadece fiziksel kısıtlılıkları değil, aynı zamanda duygusal refahı da ölçerek sosyal modelin bilimsel bir enstrümanı haline gelmiştir. Benzer şekilde, Oswestry Sakatlık İndeksi (ODI) üzerine yapılan validasyon çalışmaları, Türkiye’de kas-iskelet sistemi hastalıklarına bağlı engelliliğin doğru ölçülmesinde standart bir araç olarak kabul edilmektedir.
5. Karşılaştırmalı Analiz: İstihdam, Eğitim ve Sosyal Katılım
Birleşik Krallık ve Türkiye’deki engelli politikaları karşılaştırıldığında, her iki sistemin de farklı “başarısızlık noktaları” olduğu görülmektedir.
5.1. İstihdam Politikaları: Kota vs. Anti-Ayrımcılık
Birleşik Krallık, 2010 Eşitlik Yasası ile işverenlere “makul uyumlaştırma” yükümlülüğü getirmiş ve kota sistemini terk etmiştir. Ancak engelli istihdam gap’i (%29) hala çok yüksektir ve %17,2 oranında bir ücret eşitsizliği söz konusudur. Türkiye ise %3-4 oranındaki kota sistemine sadık kalmaktadır. Akademik bulgular, Türkiye’deki işverenlerin engelli birey istihdam etmek yerine para cezası ödemeyi maliyet-etkin bulduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle kamu sektöründe çalışan engelli memurlar üzerinde yapılan mülakatlar, fiziksel koşulların yetersizliği ve liyakate uygun olmayan iş dağılımı gibi “kurumsal bariyerlerin” devam ettiğini göstermektedir.
5.2. Eğitimde Kapsayıcılık ve Erişim
Türkiye’de engelli bireylerin sadece %2.4’ünün üniversite mezunu olması, eğitim sistemindeki sistemik engellerin bir kanıtıdır. Cambridge Üniversitesi kaynaklı çalışmalar, engelli çocukların anaokullarına kabul edilmemesinin ve zorunlu eğitim çağındaki çocukların fiziksel bariyerler nedeniyle okul dışı kalmasının Türkiye’de yaygın bir sorun olduğunu vurgulamaktadır. Birleşik Krallık’ta ise sorun daha çok “özel eğitim ihtiyaçları (SEND)” bütçelerinin kısıtlanması ve okuldan sonraki “geçiş dönemi” desteklerinin yetersizliğidir.
|
Birleşik Krallık | Türkiye | |||
| İstihdam Stratejisi | Anti-ayrımcılık ve Makul Uyum | Yasal Kota Sistemi (%3-%4) | |||
| Eğitim Erişimi | Kapsayıcı eğitim odaklı (SEND) | Fiziksel ve tutumsal bariyerler yüksek | |||
| Sosyal Yardım Modeli | PIP ve Evrensel Kredi (Bireysel) | Evde Bakım Yardımı (Aile Odaklı) | |||
| Başlıca Eleştiri | Kemer sıkma ve hak ihlalleri | “Çarpık metalaşma” ve denetim eksikliği |
6. Türkiye İçin Sosyal İyileştirme ve Politika Önerileri
Yapılan exhaustiv (kapsamlı) analizler ışığında, Türkiye’de engelli haklarının ve sosyal iyileştirme süreçlerinin nitelik kazanması için aşağıdaki stratejik öneriler geliştirilmiştir:
A-) Kurumsal Yönetişim ve Denetim Mekanizmalarının Yeniden Yapılandırılması: Türkiye’deki mevzuatın kağıt üzerinde kalmaması için, Oxford ve Cambridge çalışmalarında vurgulanan “hesap verebilirlik” boşluğu kapatılmalıdır. Bu kapsamda, ASHB bünyesindeki hizmetlerin ve özel bakım merkezlerinin denetimi, engelli hakları savunucusu sivil toplum kuruluşlarının (DPO’lar) da içinde yer aldığı bağımsız kurullar tarafından yapılmalıdır. Denetim raporları şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalı ve ihlaller için ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
B-) Bakım Rejiminin Profesyonelleştirilmesi ve Kadın Emeğinin Korunması: “Çarpık metalaşma” riskini bertaraf etmek için, nakit yardımına dayalı sistemden “hizmet odaklı” sisteme geçilmelidir. Evde bakım veren aile üyeleri “sosyal bakım işçisi” statüsünde kabul edilerek sigortalanmalı, düzenli eğitimlerden geçirilmeli ve belirli periyotlarla profesyonel bakıcı desteğiyle (respite care) dinlenme hakları garanti altına alınmalıdır. Ayrıca, mahalle bazlı gündüzlü bakım merkezleri yaygınlaştırılarak engelli bireyin sosyal izolasyonu kırılmalıdır.
C-) İstihdamda “Makul Uyumlaştırma” ve İşyeri Erişilebilirliği Fonu: Sadece kota sistemine güvenmek yerine, Birleşik Krallık’taki “makul uyumlaştırma” prensibi İş Kanunu’na entegre edilmelidir. İşverenlerin engelli bireye uygun fiziksel ve teknolojik altyapıyı kurabilmesi için merkezi bir “İşyeri Erişilebilirlik Fonu” oluşturulmalı; bu fon, engelli istihdamı yapan KOBİ’lerin dönüşüm maliyetlerini karşılamalıdır. Kota cezalarından toplanan paralar doğrudan bu fonun finansmanında kullanılmalıdır.
Ç-) Erken Müdahale ve Nöro-Gelişimsel Takip Sistemlerinin Entegrasyonu: Kraliyet Vakfı’nın “Shaping Us” framework’ünde yer alan sosyal ve duygusal gelişim takibi, Türkiye’nin birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmelidir. Aile hekimliği sisteminde, çocukların sadece aşı ve kilo takibi değil, ADBB gibi bilimsel araçlarla nöro-gelişimsel ve sosyal etkileşim takibi de zorunlu hale getirilmelidir. Bu, engelliliğin erken teşhisinde ve müdahalesinde devrim niteliğinde bir adım olacaktır.
D-) Dijital Erişilebilirlik ve Teknoloji Yardımları: Birleşik Krallık’taki dijital yoksulluk verileri, Türkiye için de bir uyarı niteliğindedir. Sosyal yardım sistemine, engelli bireylerin ekran okuyucular, yardımcı yazılımlar ve donanımlara erişimini sağlayacak bir “Teknoloji Destek Paketi” eklenmelidir. Kamu hizmetlerinin (e-devlet, belediye hizmetleri) dijital erişilebilirlik standartlarına (WCAG) uyumu yasal bir zorunluluk haline getirilmeli ve uymayan kurumlara yaptırım uygulanmalıdır.
E-) Eğitimde Kapsayıcı Model ve Fiziksel Çevrenin Dönüşümü: Eğitimdeki %2.4’lük üniversite mezunu oranını arttırmak için, üniversitelerde engelli destek birimleri bütçe ve yetki bakımından güçlendirilmelidir. Anaokulundan itibaren tüm okulların fiziksel erişilebilirliği (rampa, asansör, tuvalet) “standart altı” olmaktan çıkarılmalı; mimari projelerde “Evrensel Tasarım” ilkesi katı bir ruhsat şartı olarak uygulanmalıdır.
Sonuç
Birleşik Krallık örneği, güçlü bir sivil toplum ve bilimsel birikime rağmen, ekonomik önceliklerin sosyal hakları nasıl erozyona uğratabileceğini (austerity örneğinde olduğu gibi) göstermektedir. Türkiye ise, yasal reformlarını toplumsal bir kültüre ve profesyonel bir hizmet modeline dönüştürme sınavı vermektedir. Chatham House’un vurguladığı gibi, engellilik politikaları artık bir “hayırseverlik” konusu değil, küresel güvenlik, ekonomik istikrar ve insan onurunun korunması meselesidir. Türkiye, ASHB’nin 2030 vizyonunu bilimsel verilerle (Oxford ve Cambridge bulguları gibi) ve Kraliyet Vakfı’nın önerdiği gibi “erken dönem yatırımlarla” harmanladığı takdirde, sosyal iyileştirme noktasında kalıcı ve dönüştürücü bir başarı elde edebilecektir.
Fatma YAPAR