Seçim sonrası ‘sorumlu dış politika' beklentisi
1 Kasım seçimlerinden tek başına iktidar olarak çıkan AK Parti'yi yeni dönemde zorlu dış politika gündemleri bekliyor.
Hükümet, Suriye krizi, IŞİD terörü gibi Türkiye'ye sirayet eden tehditlerin yanında rayından çıkan Batı ve özelde AB ile ilişkiler, bölgede Rusya ile zıtlaşma ve son dönemece giren Kıbrıs meselesinde hayati kararların arefesinde bulunuyor. Alınan halk desteği partiye özellikle üçüncü döneminde dış politikada uyguladığı ‘değerli yalnızlık' söyleminden dönüş imkânı da veriyor. Zaman'a konuşan uzmanlar AK Parti'nin yeni dönemde dış politikada fabrika ayarlarına dönmesinin hem Ortadoğu'ya hem de Türkiye'ye kazandıracağını, bölgedeki ateşi düşüreceğini savunuyor.
YENİ BİR SÖYLEM OLMALI
Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, iktidarın komşularla ilişkileri bozan eski dış politika vizyonunu yeni dönemde gözden geçirmesi gerektiğini vurguluyor. İktidarın önceki dönemde uyguladığı yanlış politikalardan ötürü Mısır, Suriye, İsrail, Libya ve Yemen'den büyükelçilerini geri çekmek zorunda kaldığını, bölgede yalnızlaştığını hatırlatan Çetin, IŞİD gibi yeni radikal tehditlerin bertarafı için de bölge ülkeleri ile yeniden diyalog köprülerinin kurulması gerektiği görüşünde.
Kıdemli diplomat Çetin, bölgede beliren IŞİD gibi tehditlerin, sahaya inen Rusya, İran gibi aktörlerin Ankara'yı dış politikada değişime zorladığını aktarıyor: “İktidar yeni dönemde dış politika söylemini değiştirmeli. Sınırına dayanan IŞİD tehdidi karşısında, bölünmenin eşiğine gelen Suriye meselesinde, cepheye inen Rusya ve İran karşısında eski söylemleriyle hareket edemez. Komşularıyla konuşamayan Türkiye küresel krizlerin üstesinden kalkamaz. Sahada büyükelçisi olmayan Ankara dünyadan kopar. Bu açıdan seçimler iktidara eksik, hatalı ve iç siyasete malzeme edilen dış politikasını güncelleme, değiştirme imkânı veriyor. Bu bir fırsattır. Zira Ankara'nın bölgeden, küresel masadan soyutlanma lüksü de yoktur.”
MANEVRA İMKÂNI OLUŞTU
İpek Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Gökhan Bacık da, genel seçimlerde elde ettiği yüzde 49'luk oy oranının AK Parti'ye dış politika alanında manevra imkânı verdiğini düşünüyor. Yeni hükümetin Suriye krizi, Batı/AB ilişkileri ve Rusya geriliminde yeni söylemlere yönelmesinin Türkiye'ye çok olumlu döneceğine işaret ediyor. Seçimler sonrasında bekleme moduna giren küresel platformun Ankara'dan küresel meselelerde yeni, tutarlı yönelişler beklediğini kaydediyor.
Bacık, yeni dönemde yeni yönelişlerin ülkenin selameti içinde elzem olduğunu vurguluyor: “Dünya seçimden galip çıkan AK Parti'den yeni dönemde küresel meselelerde toparlayıcı, makul adımlar bekliyor. Türkiye'ye bakan yönüyle de hükümetin ülkenin aleyhine dönen Suriye, IŞİD krizlerinde, gergin Batı ve Rusya münasebetlerinde yeni manevralar geliştirmesi elzem. İktidar aldığı yüzde 49'luk halk desteğiyle önceki iktidarları döneminde dış politikada yaptığı yanlışlıkları bu dönemde düzeltebilir. Böylece başta Suriye ateşi ve IŞİD terörü olmak üzere ülkeye yönelik tehditleri bertaraf edebilir.”
BATI İLE İLİŞKİLERİ CANLANDIRMA ZEMİNİ VAR
Yeni dönemde tek parti hükümeti, istemesi halinde yoldan çıkan Batı/AB ilişkilerini yeniden rayına oturtabilir. Suriye'deki iç savaş ve Avrupa'ya yansıyan mülteci krizi Batı/AB nezdinde Türkiye'ye yeni bir sayfa açtırdı. Yeni hal Ankara'ya Batı dünyasındaki yıpranan imajını çabucak toparlama imkânı veriyor. AB Uzmanı Can Baydarol, AK Parti'nin AB/Batı ile ilişkileri olması gereken, makul noktaya çıkarabileceğine işaret ediyor: “Suriye krizi, mülteci sorunu Ankara'ya AB/Batı masasında yeni bir yer açıyor. Rusya'nın Suriye'ye inmesi Ankara'nın ‘Şanghay İşbirliği Örgütü'ne gireriz söylemini çökertti. IŞİD tehdidi de Türkiye'ye özünde NATO üyesi olduğunu hatırlattı. Ankara, Türkiye'yi dünyadan yalnızlaştıran dış politika vizyonunda değişime giderek hem Batı/AB ilişkilerini normalleştirebilir hem de IŞİD, Suriye gibi hayati tehditlerin bertarafını kolaylaştırabilir. Kıbrıs'ta muhtemel gelişmeler de yeni dönemde hükümeti bu yönde değişime zorlayabilir.”