Mehmet Kamış - Artık mazeretiniz kalmadı
PKK, yine kritik bir zamanda ortaya çıkıp vazifesini gördü ve yine Türk siyasi hayatını dizayn etme görevini hakkıyla yerine getirdi.
7 Haziran seçimlerinden hemen sonra bir anda çözüm sürecini bitirme kararı alan ve iki polis memurunu susturucu takılmış silahla şehit eden PKK; 1 Kasım seçimlerine kadar ortalığı kan gölüne çevirdi. Yüzlerce vatan evladı, anlayamadığımız bir sebepten dolayı toprağa düştü. 35 yıldır ne uzayıp ne de kısalan terör şirketi PKK, bu kez terörü öyle bir tırmandırdı ki can korkusuna düşen ve Türkiye'nin Suriyelileşmesinden büyük endişe duyan seçmenin 1 Kasım'da en güçlü partinin etrafında toplanmasına sebep oldu.
Bu, PKK'nın ne ilk vazifesiydi, korkarım ne de son vazifesi olacak. Kurulduğu günden beri yaptığı eylemlere dikkatli bir nazarla bakarsanız, her kritik süreçte ortaya çıktığını ve şehit cenazeleri üzerinden ülke siyasetini dizayn ettiğini kolaylıkla görebilirsiniz! Basit bir hatırlatma yapacak olursak; Türkiye'nin demokratikleşme sancılarını yaşadığı 2005'te birilerinin Öcalan'a gidip ‘Silahlı eylem yapmazsanız devlet sizi ciddiye almaz.' dediğini ve PKK'nın da ondan sonra yeniden silaha sarıldığını unutmayalım. Yıllardır öğrenemediğimiz gibi PKK'da kimin eli kimin cebinde hâlâ bilemiyoruz. Son süreçte de PKK vazifesini yaptı ve topluma korku salıp ülkenin parçalanma riskiyle karşı karşıya olduğunu seçmenin bilinçaltına yerleştirdi.
1 Kasım öncesi ülkedeki kargaşanın tek mesulü PKK değil şüphesiz. Çeşitli maskeler takan terör örgütleri de kısa sürede ülkeyi yaşanmaz bir hale getirdi. Ankara'daki canlı bomba yüzlerce masum insanı canından ederken topluma yayılan korku en yüksek zirveye ulaşmıştı. İnsanlar metrobüslere binmez, metroyla seyahat edemez olmuştu. İnsanların gördüğü her yelekliyi canlı bomba sanıp çığlık çığlığa araçları nasıl terk ettiklerini hep beraber izledik. 7 Haziran'dan 1 Kasım'a kadar PKK ve IŞİD'in yardımıyla ülkeye yayılan korku, şiddet, tedhiş toplumda büyük bir paniğe sebep oldu. Seçmen en kötü devlet yönetimi bile Suriye gibi olmaktan daha iyidir refleksiyle bu olayların kimin gözetiminde yapıldığına bakmadan mevcut hükümete yeniden yetki verdi.
Evet; hükümet ve Saray istediği sonucu fazlasıyla aldı. Millet yüzde 49,5 gibi kendilerinin bile beklemediği bir güçle onlara yetki verdi. Artık üretebilecekleri hiçbir mazeretleri yok. Ülkedeki her iyiliğin de her olumsuzluğun da tek bir muhatabı var o da hükümetin ta kendisi. Şek ve şüpheye mahal bırakmayacak kadar devleti tekelleştirdiler. Bugüne kadar devlette büyük bir cadı avı yapmış, hukukun müsaade etmediği işlere girişmiş ve istemedikleri hiçbir kimseyi bırakmamışlardı. Bütün devlet kademelerini ellerine aldılar!
Bundan sonra iktidardan yıkılma korkusu olmadan yönetecekleri ülkede, ya hukuk ve adaleti tesis edecekler ya da kendilerinden olmayan herkese hayatı dar edecekler. Ama bunu yaparken yapılanları hiç kimseye mal etmeden faturanın tek muhatabı olarak milletin karşısına çıkacaklar. Hiçbir günahı hiçbir kimsenin üstüne yıkamayacaklar. Ekonomideki iyi işler kendi hanelerine yazılacak ancak kötü işleri de başkalarına havale edemeyecekler. Terörü bitirirlerse ne âlâ, bitiremezlerse bütün sorumluluğu üstlenecekler. Millet şeksiz şüphesiz yetki ve güç verdi. Mırıldanacakları, mızırdanacakları hiçbir gerekçeleri kalmadı. Falanlar kandırdı, filanlar yandırdı gibi hiçbir sözün toplumda karşılığı artık olmayacak.
Buyurun size hiç olmadığı kadar yetki. Ancak yine de cennete düşmediğinizi, hâlâ dünyada yaşadığınızı unutmayın!