TÜRKİYE’NİN F-35 PROGRAMINDAN ÇIKARILMASI VE EUROFIGHTER TYPHOON’A YÖNELMESİ SÜRECİ
Özet: Bu makale, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından ABD tarafından F-35 beşinci nesil savaş uçağı programından çıkarılması süreci ile 23 Temmuz 2025 itibariyle Eurofighter Typhoon savaş uçağı alımı için imzalanan yeni sözleşmeyi karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. F-35 ve Eurofighter uçakları; teknik, stratejik ve diplomatik boyutlarda ele alınmakta, Türkiye’nin bu iki gelişme arasında nasıl bir savunma politikası ve jeopolitik yönelim oluşturduğu değerlendirilmektedir. Aynı zamanda, Türkiye’nin savunma sanayii gelişimi, NATO ile ilişkileri ve milli savaş uçağı programı (KAAN) perspektifi de tartışmaya dahil edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Türkiye’nin savunma politikası, Beşinci nesil savaş uçağı, Türk Hava Kuvvetleri, F-35, Eurofighter Typhoon, Kaan.
**************************************************************
Giriş
Türkiye’nin dış politikada artan bağımsızlık arayışı, son yıllarda savunma sanayii alanındaki tercihlerini doğrudan etkilemiştir. Bu tercihlerden en dikkat çekeni, Türkiye’nin 2017 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma kararıdır. NATO ile uyum tartışmaları yaratan bu karar, ABD ile ilişkileri germiş ve 2019 yılında Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına yol açmıştır. F-35 programı, Türkiye açısından hem teknolojiye erişim, hem de sanayi entegrasyonu anlamında büyük bir fırsat iken, bu kriz sonrasında ortaya çıkan boşluk Türkiye’yi alternatif arayışlara yönlendirmiştir.
Bu süreçte özellikle Eurofighter Typhoon savaş uçağı üzerinde yoğunlaşan Türkiye, 23 Temmuz 2025 itibarıyla İngiltere ve Almanya ile bu uçakların tedariki konusunda anlaşmaya varmıştır. Bu çalışma, söz konusu süreci bütüncül biçimde ele alarak F-35 ve Eurofighter uçaklarının teknik özellikleri, stratejik etkileri ve Türkiye’nin savunma vizyonu bağlamında kapsamlı bir karşılaştırmasını yapmaktadır.
1. Türkiye’nin F-35 Programındaki Konumu ve Çıkarılma Süreci
1.1. F-35 Programının Tanımı ve Önemi
F-35 Lightning II, Lockheed Martin tarafından geliştirilen, düşük görünürlük (stealth), gelişmiş ağ-merkezli harp kabiliyeti ve sensör füzyonu ile donatılmış beşinci nesil bir savaş uçağıdır. ABD’nin liderliğinde yürütülen program, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı birçok ülkeyi ortak üretici olarak dahil etmiş ve yaklaşık 1 trilyon dolarlık küresel bir savunma projesine dönüşmüştür.
1.2. Türkiye’nin Katkısı ve Rolü
2002 yılında programa ortak olan Türkiye, 100’den fazla F-35 siparişi planlamış ve üretim hattına çeşitli parçalarla katkı sağlamıştır. TUSAŞ, ASELSAN ve Roketsan gibi Türk firmaları, gövde parçaları, elektronik sistemler ve mühimmat üretiminde rol almıştır. Türkiye’nin bu üretimlerden yaklaşık 12 milyar dolar gelir elde etmesi öngörülmüştü.
1.3. S-400 Krizi ve F-35’ten Çıkarılma
Türkiye’nin 2017 yılında Rusya ile S-400 anlaşmasını imzalaması, özellikle ABD ve NATO tarafından “sistem uyumsuzluğu” ve “gizli teknolojilere erişim riski” gerekçesiyle eleştirilmiştir. ABD, 2019 yılında CAATSA (Hasımlarla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) kapsamında Türkiye’ye yaptırımlar uygulamış ve F-35 programından resmi olarak çıkardığını açıklamıştır. Böylece, Türkiye, hem askeri modernizasyon hedefinde büyük bir darbe almış, hem de program ortağı olarak yatırdığı milyarlarca dolardan geri dönüş alamamıştır.
2. Eurofighter Typhoon: Alternatif Bir Yol Haritası
2.1. Eurofighter Typhoon’un Tanımı ve Özellikleri
Eurofighter Typhoon, İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’nın ortak geliştirdiği, 4,5. nesil olarak sınıflandırılan çok rollü bir savaş uçağıdır. Çift motorlu yapısı, yüksek hız ve manevra kabiliyeti ile hava üstünlüğü görevlerinde öne çıkarken, modern AESA radarları ve mühimmat çeşitliliği ile hava-yer görevlerinde de etkin bir rol oynayabilmektedir.
2.2. Türkiye’nin Eurofighter Tercihi
F-35 sonrası Türkiye, hem kısa vadeli operasyonel gereksinimlerini karşılamak, hem de yerli savunma sanayiiyle uyumlu yeni bir sistem geliştirmek için alternatiflere yönelmiştir. Eurofighter Typhoon, bu açıdan üç temel avantaj sunmaktadır:
- Mevcut F-16 filosunun yerini alabilecek bir performans düzeyi sunması,
- NATO sistemleriyle tam uyumlu olması,
- Almanya ve İngiltere ile siyasi ve teknolojik iş birliği potansiyeli taşıması.
2.3. 2025 Sözleşmesi: Detaylar
23 Temmuz 2025’te Türkiye, ilk aşamada 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının tedariki için Almanya ve İngiltere ile resmi bir anlaşma imzalamıştır. Anlaşma kapsamında, eğitim, lojistik destek ve bakım altyapısının Türkiye’de kurulması, uzun vadede ortak modernizasyon projelerine katılım ve yerli mühimmat entegrasyonu da yer almaktadır.
3. Karşılaştırmalı Değerlendirme: Teknoloji, Strateji ve Jeopolitik
3.1. Teknolojik Değerlendirme
F-35; düşük görünürlük, sensör füzyonu ve yazılım mimarisi açısından teknolojik olarak daha üstün bir platformdur. Ancak yüksek bakım maliyetleri, dışa bağımlı yazılım güncellemeleri ve erişim kısıtlamaları gibi ciddi dezavantajlar da barındırmaktadır. Eurofighter ise, daha klasik ama güvenilir bir mimariye sahip olup, kullanıcı ülkelere daha fazla teknik kontrol sunmaktadır.
3.2. Stratejik Yansımalar
F-35 krizi, Türkiye’nin Batı ile olan askeri ilişkilerinde kırılmalara yol açmış, savunma alanında alternatif yönelimleri gündeme getirmiştir. Eurofighter ise, hem NATO ile bağları koruyan, hem de Türkiye’ye stratejik özerklik alanı sağlayan bir tercih olmuştur. Bu durum, Türkiye’nin “denge siyaseti“nin askeri alana da yansıdığını göstermektedir.
3.3. Diplomatik ve Sanayi Boyutu
F-35 programından çıkarılmak, Türk savunma sanayiinin uluslararası ortak üretim kabiliyetini sekteye uğratmıştır. Buna karşılık, Eurofighter programı, Türkiye’ye üretim zincirine katılım, bakım altyapısı geliştirme ve yerli firmalarla entegrasyon gibi imkânlar sunmaktadır. Ayrıca Almanya ve İngiltere ile ilişkiler, sadece askeri değil, ekonomik ve diplomatik boyutta da derinleşmektedir.
3.4. Geleceğe Yönelik Perspektif: Milli Muharip Uçak ve Stratejik Bağımsızlık
Türkiye, uzun vadeli savunma ihtiyaçlarını karşılamak üzere KAAN (Milli Muharip Uçak) projesini yürütmektedir. 5. nesil özelliklere sahip olması hedeflenen KAAN’ın 2028-2030 arasında hizmete alınması planlanmaktadır. Bu süreçte, Eurofighter, Ankara için bir anlamda “geçiş dönemi çözümü” olarak kıymetlendirilmektedir. Bu tercih, Türkiye’nin kendi uçağını geliştirene kadar hava gücünü ayakta tutmasına olanak tanıyacaktır. Ayrıca, Avrupa ülkeleriyle daha iyi ilişkiler kurmak bağlamında da, bu satın alım, önümüzdeki dönemde stratejik bir işlev görebilir. Ancak ABD ile savunma iş birliğinde daha düşük yoğunluklu bir etkileşim ve iş birliğinin Ankara açısından bazı dezavantajları da olabilir. Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili kurumların bu riskleri iyi değerlendirmesi gerekmektedir.
Sonuç
Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması, sadece bir askeri tedarik sorunu değil, aynı zamanda çok boyutlu bir dış politika ve güvenlik stratejisi krizidir. Bu krize karşı Türkiye’nin geliştirdiği çözüm yolları, savunma politikalarında çeşitliliğe ve esnekliğe dayalı bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Eurofighter Typhoon ile imzalanan sözleşme, bu bağlamda kısa ve orta vadeli ihtiyaçları karşılarken, KAAN projesiyle birlikte uzun vadeli bağımsızlık hedefinin tamamlayıcısı olacaktır. Türkiye, savunma alanındaki bu geçiş sürecini yönetirken, uluslararası sistemde çok kutuplu bir pozisyon elde etme çabasını da sürdürmektedir. Türkiye, tüm eleştirilere rağmen, kendi devletini ve bağımsız politikalarını koruyabilen, güçlü, sorumlu ve dengeli bir devlettir. Bu süreçte alınacak stratejik nihai karar da, kuşkusuz, tüm ihtimaller her türlü detayıyla değerlendirildikten sonra alınacak kesin kararın ardından netleşecektir.
Oğuzhan MANİOĞLU