Birin bin sesi
Beyzanur Yılmaz / Eğitimci–İlahiyatçı Yazar
Bir şeyin sürekliliği sağlanarak statik formdan dinamik hale gelmesi neleri değiştirir bilir misiniz?
Olayın bilimsel temelde birçok kanıtı var. Hatta formülasyonlarının ortaya çıkarıldığını biliyoruz. Benim burada anlatacağım ve üzerinde duracağım konu, fiziki bir yapılanma ile hem somut hem de soyut anlamda hak gözeten dengeye ulaşmayı sağlayacak bir birlik çağrısını kapsıyor.
Dünyanın eskiden beri süregelen kapitalist yapılanması ve ekonomide üstün olanın güçlü olduğuna dayalı görüşe, hemen hepimizin bildiği ve “Güçlü zayıfı ezer” düzenine aşina olduğumuz bir gerçek var. Bu gerçeği kabul etmek istemiyoruz. Çünkü kabul etmek demek, kendini güçlü olarak bir toplumun insan haklarına ve hatta evrensel olarak yayınlanan bir beyannameye dahi aykırı davranma özerkliği ve bunu herkese her şeyi yapabilme hakkını kendinde görmesine kadar gidecek bir potansiyele zemin hazırlıyor. Zemin hazırlarken ki süreçte biz statik bir formdan çıkamadığımız için olayın gerçekleşmesine kadar uzanıyor süreç devamında…
İNSAN NİSYANDADIR
Olayları ve yaşananları gördükçe bilinçleniyoruz. “Susmamalıyız, konuşmalıyız, olanları kabul etmemeliyiz, protestoyu sonuna kadar diretmeliyiz” diyoruz. Ancak gün geliyor, durulma yaşandığında ve biraz zaman geçtiğinde her şey uçup gidiyor zihinlerden… Belki de uçmasa da aynı istikrar ve devamlılık kalmıyor gönüllerde…
İnsan bu… İnsan nisyandadır diyor ya Yüce kitabımız. Gerçekten de öyle…
Kaç kişi günümüzde Gazze’de yaşanan yaşanan bu insanlık dışı katliamı savaşın ilk haftası gibi ikinci ayında hala aynı istikrar ve hak davası sorumluluğu ile protesto etmeye devam ediyor diye sorsam cevap ne olur?
Ortalamanın altında bir sayı çıkacağını söyleyebiliriz. Çünkü insanları gözlemlediğimizde bilişsel bir kabullenmenin ve normalleşmeye geçen bir yapıya bürünmelerinin çok da zor olmadığı görülmekte. Bu hemen her olay için geçerli bir durum.
DURMAZSAK HEDEFE ULAŞIRIZ
Peki buna ben sessiz kalmaya başlarsam, sen başlarsan ya da o başlarsa ne olur?
Yapan yapmaya devam eder ve yaptığı ile kalır. Sesimizi çıkarmak her şekilde kendini göstermeli, ister haksız bir işgal demeye devam edelim ister paramızla bunu gösterelim ister ürün boykotuna gidelim ama yapalım…
Bir kişiden bir şey mi olur anlayışını zihnimizden ve ortalıktan silelim. Birlikten kuvvet doğduğunu, birin bin olabileceğini unutmayalım.
Ne kadar yavaş ilerlersek ilerleyelim, eğer hiç durmazsak mutlaka yolun sonuna ulaşırız. Entelektüel çalışma için önemli olan düzen değil, sürekliliktir. “Her işin başı sabırdır,’’ derler. Tüm büyük işler sonsuz sabırla başarılmıştır. Newton sürekli aynı şeye kafa yorarak evrensel çekim yasasını keşfedebilmiştir. “Sabırla mücadele eden insanın yapabileceklerinin sınırı yoktur,’’ der Lacordaire.
Marifet esasında dinamizmde… Bir şeyi süreklilik haline getirmek, o şey ile ilgili hakkı savunmaktan vazgeçmeden devamlı icraatta bulunmak ve ilgili eylemleri gerçekleştirmenin, birin bin sesi olmanın nelere güç yetirdiğini tasavvur dahi edemediğimiz sonuçları ile görebiliriz.
MAZLUMA YAPILAN KAYITSIZ KALMASIN
Tarihe şimdi bir leke olarak yazdığımız, İsrail’in Gazze’deki soykırıma varan saldırılarını, o kâğıttan silmemek için her türlü çabayı gösterelim ki, vefa ve kardeşlik borcumuz olmasın. Mazluma yapılan kayıtsız kalmasın. Çünkü protestonun devamlılığı ve her alanda sürekliliği şimdi ve sonra olarak o kadar önemli ki…
O halde sadece şimdi değil her vakit hakkı konuşmak,
Sadece şimdi değil her vakit boykot etmek,
Sadece şimdi değil her vakit ticari ilişkileri devam ettirmemek
Ve sadece şimdi değil her vakit birin bin sesi olmak…
Allah bu konuda her birimizi bilinçli ve muvaffak eylesin, hak yolundan bizleri ayırmasın.