TESPİTLER ( 8 / 49) O, RAHMETE TALİP DEĞİLDİ!...
Azılı Kemalist’ler’ ( Kemalizm’i din kabul edenler) den ba’zıları, Mustafa Kemal’e ilah, ba’zıları, Yarı ilah,ba’zıları da, Türk Peygamberi diyorlar.1920’li,1930’lu ve 1940’lı yıllarda, İstanbul ve Ankara Matbuatında( gazete ve dergilerde) çıkan haber,yorum ve makalelerde, Mustafa Kemal için, İlah, Yarı ilah ve Türk Peygamber’i olduğu sıkça ifade edilirdi.Muğla doğumlu, bir yahûdî- Sebatayist olan Avram Galanti,” Nasılki, Hazreti Musa, İsrailoğullarının, yahûdî’lerin Peygamber’i ise, Mustafa Kemal de, Türk Peygamber’idir,” diyordu.
Gurbet şairi olarak ünlenen,Kemaleddin Kamu,1901 Bayburt doğumlu,1948’de Ankara’da vefat etmiştir.Rejmin en mu’teber şahsiyyetlerindendir. Öğretmenliklerde bulunmuş, Matbuat Umum Müdürlüğü’nde, ( Basın- Yayın- İletişim) çalışmış Milletv ekili ta’yin edilmiş, 15 Ağustos 1923 tarihli Uyanış Dergisi’nde Yayınlanan Çankaya Şiir’inde:
“ Ebedî bir güneşle burnada doğdu gazî,
Yaprak yığını gibi burada yandı mazî.
Burada erdi Musa, burada uçtu İsa,
Bülbül burada varsa hürriyet için öter,
Ne örümcek ne yosun,
Ne mu’cize ne efsun,
Çankaya bize yeter,
Ka’be Arabın olsun... diyordu. Böylece kıblesi Çankaya olan, Kemaleizm dinini göklere çıkarıyordu.Müdahaüne’de( yağcılıkta hudud(sınır) tanımayan, Behçet Kemal Çağlar, Süleyman Çelebî’nin Peygamber Efendimiz hakkında yazdığı, Türk Dili’nin şaheseri, Mevlid-i Nebî,Mevlid-i Şerif’i Mustafa Kemal’e uyarlıyor, hâşâ! Amine Validemiz yerine, Zübeyde Hanımı, Peygamber’imiz yerine Mustafa Kemal’i koyarak terbiyesizliğin hadsizliğin dibine batıyordu.Hâşâ! “ Allâhü Ekber,” yerine, Atatürk Ekber,” diyen, yalakalıkda, müdahane’de yağcılıkta sınır tanımayan Ekber-i Küferadan kafirler vardı. “ Biz sana tapıyoruz, Varsın, Teksin, Yaratansın,” diyorlardı. Atatürkçü Düşünce Derneği mensupları, yaptıkları toplantılarda,” Bizim Kıblemiz, bizim Ka’bemiz, Çankaya’dır diyorlardı, Kurucu Meclis üyeliği, daha sonraki yıllarda, milletvekilliği de yapmış olan Kamer Genç. Bir Atatürkçü Düşünce Derneği toplantısında, “ Bizim Kıblemiz, bizim ka’bemiç Çankaya demişti.
Mustafa Kemal’in ilk muallimi, Şemsi Efendi, Sebatayist idi. Nitekim,avdetî’lerin,( dönmelerin),Sebetayist’lerin defnedildiği,İstanbul- Üsküdar’daki, Bülbülderesi mezarlığına defn’edilmiştir. Bu Mezarlığa, yahudî, avoetî, Sebatayist olmayanlar asla defn’edilmezler. Zillet ve Şer İttifak’ının ortaklarından, İttifaka dahil,Ali Babacan’ın ablası da Bülbüalderesi Mezarlığına defn’edilmiştir. Zira, Babacan Ailesi de Selanik kökenli Sebatayist bir ailedir.Şemsi Efendi. Daha ilk mektep çağında, Mustafa Kemal’e Sebatayizmi aşılamış, daha sonraki ta’lim, tedris ve terbiye kademelerinde ve ölünceya kadar Sebatayistler yakasını hiç bırakmamışlardır. Onun içindirki, bir zamanlar mekteplerde mecburî ders kitabı olarak da okutulan, Afet İnan’a yazdırdığı, kitapta, Kur’an ve vahyi inkar ediyor, Allah’ın Resûlü’nün risaletini- Peygamber’liğini inkar ediyor,2Arap Kavmini etrafında toplamak için, Arap Milliyetciliği yapan birisi olarak gösteriyor, tahfif ediyor, istihzada bulunuyor.Anıt Kabr’in duvarlarına kazdırılan,” Biz, gökten indiği sanılan şeylerle değil, akıl ve bilimin ışığında idare edeceğiz,” diyerek, vahyi, Kur’ân’ı inkar ediyor.
Mustafa Kemal’in ölümle ilgili bir tek sözü vardır; “ Bu naciez vücudum, elbet bir gün toprak olacaktır, lakin, Cumhuriyet ile’lebed Pâyidar kalacaktır.” Nemrud’lar, Karunlar,Fir’avn’lar Şeddad ve deccaler hep ölümü kabul etmişlerdir, Onlar için ölüm, kaçınılmaz bir sondur, ama ötesi yoktur, ahiret, kıyamet, hesap-kitap, ceza ve mükafat yoktur.Mustafa Kemal’in de ölüm ötesi ahiretle alakalı herhangi bir tasavvuru yoktu.Ahiret, kıyamet, mizan, hesap,kitap, cennet-cehennem tasavvuru yoktu.
Onun dünyevî her hususa temas ettiği Nutuk’larında, yazdırdığı, dikta ettiği kitaplarda, etrafındaki dalkavuk, yağcı, müdahin’ler tarafından yazılan kitapların hiçbirisinde,” Milletim, beni hayırla yad etsin, ruhuma fatihalar oksun, beni rahmet ansın,” dememiştir.Öyle ya,Ba’zı Kemalistlere göre, ilah, ba’zılarına göre,Yarı ilah, diğer ba’zılarına göre de. Türk Peygamber’i olan birisinin, ne du’a’ya, ne rahmet dilemeye ne de herhangi birisinin şefaatine ihtiyacı vardır.
Millî Mücadele yıllarında, Hindistan Müslümanları Hilafet Komiteleri tarafından toplanan ve Millî Mücadelemiz için harcansın, diye gönderilen külliyyetli miktardaki meblağın tek bir kuruşu bile ordu için, Millet için harcanmamış, bu Para sermaye yapılarak İş Bankası kurulmuş, hisse’lerinin büyük bir ölümü Mustafa Kemal ve yakınlarına tahsis edilmişti.Bu hisseleri, İslam Medeniyyetinin dünya’ya bir armağanı olan bir vakıf Müessesesine dönüştürüp,Milletim bana fatihar okusun, rahmetle ansın, hayırla yad etsin demek yerine,Bütün bu hisselerini ve gasbettiği diğer mal varlıklarını kendisi gibi Sebatayistler tarafından kurulan ve yürütülen, İttihad ve Terakkî bakiyesi,Tek Parti Mütegallibe C.H.P.’ye bırakmıştır.
Ey Kemalistler! Belil yıl dönümlerinde, Cum’a ve bayram hutbelerinde Mustafa Kemalin ismi anılmadı, diye salya ağızlarınızla Kilab-ı akur’lar gibi Diyanete, hocalara, müslümanlara saldıracağınıza şapkalarınızı önünüze koyun, düşünün,Mustafa Kemal’in bu Milletten ve bu ümmetten böyle bir talebi yoktur. Diye bu iki yüzlülükten artık vazgeçiniz.Hem sonra, 1927 yılında,Mustafa Kekal’in ta’limatıyla Diyanet İşleri Reisliğince, “ Bundan böyle hutbelerde şahıs isimlerinin zikredilmemesi,yalnız, Devletimizin Temâd-ü bekâsı için du’a’ ediulmesi ta’mimle bildirilmişti...